«
  1. Anasayfa
  2. Teknoloji
  3. Z Kuşağı Yeşil Teknoloji İstiyor: Dijitalleşmenin Çevresel Bedeli Gündemde

Z Kuşağı Yeşil Teknoloji İstiyor: Dijitalleşmenin Çevresel Bedeli Gündemde

Z Kuşağı Yeşil Teknoloji İstiyor: Dijitalleşmenin Çevresel Bedeli Gündemde

Kaspersky araştırmasına göre Z kuşağının yüzde 20’si dijital altyapının çevreye verdiği zararı gelecek nesiller için risk görüyor. Bulgular, sürdürülebilir teknoloji beklentisini öne çıkarıyor.

Dijital teknolojiler günlük yaşamın, çalışma biçimlerinin ve iletişim alışkanlıklarının ayrılmaz bir parçası haline gelirken bu dönüşümün çevre üzerindeki etkileri de daha fazla tartışılıyor. Akıllı telefonlardan bulut sistemlerine, yapay zekâ uygulamalarından veri merkezlerine kadar uzanan dijital ekosistem; hız, erişilebilirlik ve verimlilik sağlarken enerji tüketimi, doğal kaynak kullanımı ve elektronik atık gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Kaspersky tarafından Uluslararası Elektronik Atık Günü kapsamında paylaşılan yeni araştırma, bu konudaki farkındalığın özellikle Z kuşağında öne çıktığını gösteriyor.

Kaspersky’nin kurum içi pazar araştırma merkezi tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen araştırmaya göre Z kuşağı, dijital teknolojileri yoğun biçimde kullanan bir nesil olmasının yanı sıra dijital yaşamın çevresel maliyetlerine ilişkin kaygılarıyla da dikkat çekiyor. Araştırmaya katılan Z kuşağı temsilcilerinin yüzde 20’si, dijital altyapının neden olduğu çevresel zararları gelecek nesiller açısından ciddi bir risk olarak değerlendiriyor. Bu oran, araştırmada incelenen nesiller arasında en yüksek seviyeyi oluşturuyor.

Araştırma sonuçları, teknolojiye hâkim olmakla teknolojinin çevresel etkilerini sorgulamanın birbirine zıt tutumlar olmadığını ortaya koyuyor. Aksine, dijital dünyanın içinde büyüyen gençlerin daha verimli, uzun ömürlü ve çevreye duyarlı teknolojiler talep etmesi, teknoloji şirketlerinin gelecekteki ürün ve hizmet stratejileri açısından önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

Z kuşağı dijital dünyada kendine güveniyor, çevresel etkileri de sorguluyor

Araştırmaya katılan her 10 Z kuşağı temsilcisinden yaklaşık 6’sı, yani yüzde 59’u, dijital ortamda kendisini yetkin ve güvende hissettiğini belirtiyor. Bu bulgu, gençlerin dijital teknolojileri kullanma konusunda kendilerine duydukları güveni ortaya koyuyor. Ancak araştırmanın işaret ettiği önemli nokta, dijital yetkinliğin teknolojiye yönelik sorgulamayı ortadan kaldırmaması.

Z kuşağı, kullandığı cihazların ve dijital hizmetlerin arkasında geniş bir üretim ve altyapı süreci bulunduğunun da farkında. Bir akıllı telefonun üretilmesi için gereken ham maddeler, elektronik bileşenlerin üretim süreçleri, cihazların yenilenme sıklığı ve kullanım süresi, dijital yaşamın çevresel etkisini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Benzer şekilde, internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler ve dijital platformlarda üretilen içerikler de fiziksel altyapılara dayanıyor. Verilerin depolanması, işlenmesi ve iletilmesi için veri merkezlerine, sunuculara, ağ ekipmanlarına ve enerji kaynaklarına ihtiyaç duyuluyor. Dijital hizmetlerin kullanımının artmasıyla birlikte bu altyapıların verimli çalışması ve kaynak ihtiyacının yönetilmesi daha kritik hale geliyor.

Kaspersky araştırması, Z kuşağının dijital teknolojileri yalnızca sundukları kolaylıklar üzerinden değerlendirmediğine işaret ediyor. Gençlerin bir bölümü, teknolojinin bugün sağladığı avantajlarla uzun vadede çevre üzerinde oluşturabileceği yük arasında bir denge kurulmasını bekliyor.

Dijital altyapının çevresel etkisi Z kuşağının gündeminde

Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri, Z kuşağının dijital altyapının çevre üzerindeki etkilerini gelecek kuşaklarla ilişkilendirmesi. Katılımcıların yüzde 20’si, dijital altyapıdan kaynaklanan çevresel zararları gelecek nesiller için bir risk olarak görüyor. Bu oran, araştırmaya dahil edilen tüm nesiller arasında en yüksek düzeyde bulunuyor.

Dijital altyapının çevresel etkisi yalnızca elektrik tüketimiyle sınırlı değil. Veri merkezlerinin ve iletişim ağlarının işletilmesi için enerji gerekirken, bilgisayarların, telefonların, sunucuların ve diğer elektronik cihazların üretimi de doğal kaynak kullanımını beraberinde getiriyor. Donanımların yenilenmesi ve kullanım dışı kalan cihazların uygun biçimde yönetilmemesi, elektronik atık miktarının artmasına neden olabiliyor.

Özellikle dijital hizmetlerin ve veri yoğun uygulamaların yaygınlaşması, altyapıların ne kadar verimli tasarlandığı sorusunu gündeme getiriyor. Burada temel mesele, teknolojik gelişmenin durdurulması değil; artan dijital ihtiyaçların daha az kaynak tüketen sistemlerle karşılanabilmesi.

Z kuşağının çevresel kaygıları da bu tartışmaya tüketici beklentileri açısından yeni bir boyut kazandırıyor. Gençlerin teknoloji tercihleri, ilerleyen yıllarda yalnızca ürünlerin fiyatı, performansı veya kullanım kolaylığıyla değil; dayanıklılığı, tamir edilebilirliği ve üretim süreçlerinin çevresel etkileriyle de şekillenebilir.

Aşırı tüketim ve atıklar konusunda gençlerin endişesi daha yüksek

Kaspersky’nin araştırmasında öne çıkan bir diğer başlık, aşırı tüketim ve artan atık miktarı. Küresel ölçekte araştırmaya katılanların yüzde 19’u bu konuyu endişe verici bulurken Z kuşağında oran yüzde 22’ye yükseliyor.

Aradaki fark, gençlerin tüketim alışkanlıkları ile çevresel sonuçlar arasındaki ilişkiye daha fazla dikkat ettiğine işaret ediyor. Elektronik cihazların sık aralıklarla değiştirilmesi, çalışır durumdaki ürünlerin yenileriyle değiştirilmesi ve kullanılmayan cihazların uygun biçimde geri dönüşüme kazandırılmaması, elektronik atık konusunu teknoloji sektörünün önemli gündem maddelerinden biri haline getiriyor.

Elektronik atıkların yönetiminde cihazların yalnızca kullanım ömrünün sona ermesi değil, üretimden bertarafa kadar uzanan bütün süreç dikkate alınmalı. Daha uzun süre kullanılabilen ürünler geliştirmek, tamir ve bakım süreçlerini kolaylaştırmak, uygun olduğunda cihazları yeniden kullanıma kazandırmak ve atıkları doğru kanallara yönlendirmek bu yaklaşımın önemli parçaları arasında bulunuyor.

Bu nedenle sürdürülebilir teknoloji tartışması, yalnızca yeni ve çevreci ürünler geliştirmekten ibaret değil. Mevcut cihazların daha uzun süre kullanılmasını sağlayacak tasarım tercihleri ve tüketim alışkanlıkları da çevresel etkinin azaltılmasında rol oynuyor.

Yeşil veri merkezleri geleceğe yönelik umut veren bir eğilim

Araştırmada yeşil veri merkezleri de dikkat çeken başlıklar arasında yer alıyor. Z kuşağı katılımcılarının yüzde 11’i yeşil veri merkezlerini geleceğe yönelik umut verici bir eğilim olarak tanımlıyor.

Veri merkezleri; dijital hizmetlerin, bulut bilişim sistemlerinin ve çok sayıda çevrim içi uygulamanın çalışmasını sağlayan temel altyapılardan biri. Bu merkezlerde sunucuların ve diğer donanımların işletilmesi, soğutulması ve kesintisiz hizmet sunulması için kaynak kullanılıyor. Bu nedenle veri merkezlerinin enerji verimliliğini artırmaya yönelik uygulamalar, dijital sektörün çevresel etkisini azaltma çabalarında önemli bir yer tutuyor.

Yeşil veri merkezi yaklaşımı, genel olarak enerji ve kaynak kullanımını daha verimli hale getirmeyi hedefleyen tasarım ve işletme uygulamalarını kapsıyor. Sunucu kapasitesinin ihtiyaca göre yönetilmesi, bilgi işlem kaynaklarının daha verimli kullanılması ve soğutma sistemlerinin iyileştirilmesi bu alandaki çalışmalara örnek oluşturuyor.

Bununla birlikte, bir veri merkezinin çevresel etkisini değerlendirirken yalnızca verimlilik iddialarına değil, enerji kaynağına, toplam tüketime ve altyapının bütün yaşam döngüsüne de bakılması gerekiyor. Dijital hizmetlere yönelik talep büyürken verimlilik kazanımlarının toplam kaynak kullanımına nasıl yansıdığı da önem taşıyor.

Z kuşağının yeşil veri merkezlerine yönelik ilgisi, teknoloji altyapılarının görünmeyen yönlerinin de sürdürülebilirlik tartışmasına dahil olduğunu gösteriyor. Dijital hizmetlerin kullanıcıya hızlı ve kesintisiz ulaşması kadar bu hizmetlerin hangi kaynaklarla ve ne kadar verimli sunulduğu da geleceğin teknoloji gündeminde yer alabilir.

Z kuşağı teknoloji sektörünün sürdürülebilirlik gündemini değiştirebilir mi?

Z kuşağının tüketici, çalışan ve geleceğin karar vericileri arasındaki ağırlığı arttıkça çevresel beklentilerinin teknoloji sektörünü etkileme potansiyeli de büyüyor. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi yalnızca tüketicilerin bilinçli tercihlerine bağlı değil. Üreticilerin, yazılım geliştiricilerin, altyapı sağlayıcılarının ve politika yapıcıların da sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

Araştırma bulguları, teknoloji şirketlerinin inovasyonu değerlendirirken performans, güvenlik ve kullanıcı deneyiminin yanı sıra kaynak verimliliğini ve ürünlerin kullanım ömrünü de dikkate almasının önemini gündeme getiriyor.

1. Veri merkezleri ve dijital hizmetlerde enerji verimliliği

Bulut bilişim, yapay zekâ ve büyük miktarda veri işleyen uygulamalar yaygınlaştıkça bilgi işlem altyapılarının verimli çalışması daha önemli hale geliyor. Kullanılmayan kapasitenin azaltılması, iş yüklerinin daha etkili yönetilmesi ve veri merkezleriyle iletişim ağlarının enerji performansının iyileştirilmesi, dijital hizmetlerin çevresel ayak izini sınırlandırmaya katkı sağlayabilir.

Burada hedef, teknolojik gelişmeyi yavaşlatmak değil; artan talebi mümkün olduğunca verimli altyapılarla karşılamak. Şirketlerin enerji kullanımını takip etmesi, verimlilik hedeflerini ölçülebilir hale getirmesi ve altyapı yatırımlarını uzun vadeli ihtiyaçlarla uyumlu biçimde planlaması bu sürecin parçaları arasında yer alıyor.

2. Teknoloji üretiminde kaynakların daha sorumlu kullanılması

Elektronik cihazların üretiminde kullanılan ham maddeler, bileşenler ve üretim süreçleri çevresel etkinin önemli bir bölümünü oluşturabiliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik yaklaşımının yalnızca cihazın kullanım aşamasına odaklanmaması gerekiyor.

Üretim süreçlerinde kaynak tasarrufunun artırılması, tedarik zincirlerinin daha sorumlu yönetilmesi ve teknik açıdan uygun alanlarda geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanılması, çevresel etkinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Üretimden kaynaklanan etkilerin daha şeffaf biçimde değerlendirilmesi de şirketlerin sürdürülebilirlik performansını anlamak açısından önem taşıyor.

3. Elektronik cihazların kullanım ömrünü uzatmak

Cihazların daha uzun süre kullanılabilmesi, elektronik atıkların azaltılmasına yönelik temel adımlardan biri. Dayanıklı tasarım, tamir edilebilirlik, yedek parça erişimi ve yazılım desteğinin sürdürülebilmesi, kullanıcıların cihazlarını daha uzun süre değerlendirmesini kolaylaştırabilir.

Çalışır durumdaki bir cihazın yalnızca yeni bir model piyasaya çıktığı için değiştirilmesi, tüketim döngüsünü hızlandırabiliyor. Buna karşılık cihazların bakımının yapılması, uygun koşullarda onarılması ve yeniden kullanılması, mevcut kaynaklardan daha uzun süre yararlanılmasına olanak tanıyor.

Kullanım ömrünü tamamlayan elektronik ürünlerin ise sıradan atıklarla birlikte atılmak yerine uygun toplama ve geri dönüşüm kanallarına yönlendirilmesi gerekiyor. Böylece elektronik atıkların yönetimi, cihazın satın alınmasından kullanım dışı kalmasına kadar uzanan sürecin bir parçası haline geliyor.

Siber güvenlik çevresel sürdürülebilirliğe nasıl katkı sağlayabilir?

Kaspersky’nin sürdürülebilirlik yaklaşımında siber güvenlik ile çevresel sorumluluk arasındaki ilişki de öne çıkıyor. Şirket, kaynakların daha verimli yönetilmesi, elektronik atıkların sorumlu biçimde ele alınması ve sürdürülebilir iş uygulamalarının desteklenmesi yoluyla faaliyetlerinin çevresel etkisini azaltmaya odaklandığını belirtiyor.

Siber güvenlik çözümleri, yalnızca veri ve sistemlerin korunması açısından değil, cihazların kötüye kullanımının önlenmesi bakımından da önem taşıyabiliyor. Örneğin kripto para madenciliği amacıyla kullanılan zararlı yazılımlar, kullanıcıların bilgisi dışında cihazların işlem gücünden yararlanarak gereksiz kaynak tüketimine neden olabiliyor. Bu tür tehditler cihazların performansını olumsuz etkileyebilir ve elektrik tüketimini artırabilir.

Bu nedenle zararlı yazılımların tespit edilmesi ve engellenmesi, cihazların kaynaklarının izinsiz kullanılmasını önlemeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte siber güvenliğin çevresel katkısı, tehdit türüne, korunan sistemlere ve uygulanan güvenlik önlemlerine göre değişebilir. Siber güvenlik, sürdürülebilirliğin tek başına çözümü olmasa da dijital kaynakların daha kontrollü kullanılmasını destekleyen unsurlardan biri olarak değerlendirilebilir.

Kaspersky’nin çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarına ilişkin daha fazla bilgi, şirketin ESG raporları ve sürdürülebilirlik sayfasında yer alıyor.

Kaspersky’den teknoloji sektörüne sürdürülebilirlik mesajı

Kaspersky ESG ve Sürdürülebilirlik Başkanı Maria Losyukova, araştırmanın ortaya koyduğu kuşaklar arası farklılığa dikkat çekerek dijital teknolojilerle büyüyen gençlerin dijital dünyanın çevresel maliyetini de yakından değerlendirdiğini belirtiyor.

Losyukova’ya göre Z kuşağının beklentileri, daha çevreci teknolojilere geçişi tek başına yönlendirecek anlamına gelmiyor. Bununla birlikte bu beklentiler, gelecekte sektörün önceliklerinin şekillenmesinde daha belirleyici bir rol oynayabilir.

Losyukova, teknoloji sektörünün inovasyonu yalnızca performans ve güvenlik kriterleri üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini vurguluyor. Kaynakların ne kadar verimli kullanıldığı ve geliştirilen teknolojilerin kullanım ömrünün nasıl yönetildiği de sorumlu teknoloji anlayışının temel unsurları arasında bulunuyor.

Bu yaklaşım, teknoloji sektöründeki şirketlerin çevresel etkilerini yalnızca kurumsal sosyal sorumluluk başlığı altında ele almak yerine ürün geliştirme, altyapı yatırımı ve iş süreçleriyle birlikte değerlendirmesi gerektiğine işaret ediyor.

Uluslararası Elektronik Atık Günü neden önemli?

Elektronik cihazların kullanımının yaygınlaşması, kullanım ömrünü tamamlayan ürünlerin nasıl yönetileceği sorusunu da beraberinde getiriyor. Uluslararası Elektronik Atık Günü, elektronik atıkların doğru biçimde toplanması, geri dönüştürülmesi ve kaynakların yeniden değerlendirilmesi konularına dikkat çekilmesini amaçlayan farkındalık günlerinden biri.

Elektronik atıkların uygun şekilde yönetilmesi, geri kazanılabilir malzemelerin yeniden ekonomiye kazandırılmasına yardımcı olabilir. Buna karşılık cihazların gelişigüzel biçimde atılması, kaynakların yeniden kullanımını zorlaştırabilir ve atık yönetimi açısından ek sorunlar oluşturabilir.

Bu konuda bireysel tercihler kadar üreticilerin tasarım kararları, geri alma sistemleri ve geri dönüşüm altyapısı da önem taşıyor. Daha dayanıklı cihazlar üretmek, tamir olanaklarını geliştirmek ve kullanıcıların elektronik atıkları nereye teslim edebileceğine ilişkin bilgilendirmeyi artırmak, sorunun farklı aşamalarında katkı sağlayabilir.

Z kuşağının aşırı tüketim ve dijital altyapının çevresel etkilerine yönelik kaygıları, elektronik atık konusunun yalnızca teknik veya operasyonel bir mesele olmadığını da gösteriyor. Konu aynı zamanda tüketim alışkanlıkları, şirketlerin sorumluluğu ve gelecek kuşaklara bırakılacak çevresel mirasla ilgili.

Araştırma 18 ülkeden 7 bin 200 katılımcıyla gerçekleştirildi

Kaspersky’nin paylaştığı araştırma, 2026 yılında şirketin kurum içi pazar araştırma merkezi tarafından yürütüldü. Araştırmaya toplam 7 bin 200 kişi katıldı. Katılımcılar 18 ülkeden seçildi: Almanya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Malezya, Meksika, Mısır, Rusya, Suudi Arabistan, Tayland, Türkiye, Vietnam, İspanya ve İtalya.

Araştırmanın bulguları, Z kuşağının dijital teknolojilere yönelik yüksek aşinalığı ile çevresel etkiler hakkındaki kaygılarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 59’unun dijital ortamda kendisini yetkin ve güvende hissetmesi, yüzde 20’sinin dijital altyapının çevresel zararlarını gelecek nesiller açısından risk olarak görmesi ve yüzde 22’sinin aşırı tüketim ile artan atıklardan endişe duyması, teknolojinin geleceğine ilişkin tartışmanın farklı boyutlarını gösteriyor.

Yeşil veri merkezlerini umut verici bulanların oranının yüzde 11 olması da sürdürülebilir altyapı çözümlerinin araştırmada yer bulan konulardan biri olduğunu gösteriyor. Ancak bu sonuçlar, tek başına Z kuşağının bütün üyelerinin aynı görüşte olduğu veya gençlerin tercihleriyle teknoloji sektörünün kısa sürede dönüşeceği anlamına gelmiyor. Bulgular, araştırmaya katılan kişilerden elde edilen yanıtları yansıtıyor ve gelecekteki tüketici beklentilerine ilişkin değerlendirmeler için bir gösterge sunuyor.

Dijital gelecekte başarı yalnızca hızla ölçülmeyecek

Kaspersky araştırması, dijital dönüşümün geleceğinde sürdürülebilirliğin daha fazla gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Dijital hizmetlerin yaygınlaşması ve veri ihtiyacının artması, teknolojinin performansını geliştirmenin yanı sıra bu hizmetlerin hangi kaynaklarla sunulduğunu da önemli hale getiriyor.

Z kuşağının çevresel beklentileri, teknoloji şirketleri için bir fırsat ve sorumluluk alanı oluşturabilir. Enerji verimliliği yüksek altyapılar, daha dayanıklı cihazlar, onarılabilir ürün tasarımları ve elektronik atıkların sorumlu biçimde yönetilmesi, bu dönüşümün önemli parçaları arasında yer alıyor.

Dijital dünyanın çevresel etkisini azaltmak yalnızca tüketicilerin daha bilinçli davranmasına bağlı değil. Üreticilerin, teknoloji sağlayıcılarının ve kurumların da ölçülebilir hedefler belirlemesi ve kaynak kullanımını iyileştirmesi gerekiyor. Z kuşağının yükselen farkındalığı ise bu yöndeki beklentilerin gelecekte daha görünür hale gelebileceğini gösteriyor.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Kaspersky araştırması Z kuşağı hakkında ne ortaya koyuyor?

Araştırmaya göre Z kuşağı dijital teknolojileri kullanma konusunda kendine güveniyor ve aynı zamanda dijital yaşamın çevresel etkileri hakkında kaygı duyuyor. Katılımcıların yüzde 20’si dijital altyapının neden olduğu çevresel zararları gelecek nesiller için risk olarak değerlendiriyor.

2. Z kuşağının yüzde kaçı dijital ortamda kendini yetkin ve güvende hissediyor?

Araştırmaya katılan Z kuşağı temsilcilerinin yüzde 59’u dijital ortamda kendisini yetkin ve güvende hissettiğini belirtiyor.

3. Z kuşağı neden dijital altyapının çevresel etkilerinden endişe ediyor?

Dijital hizmetlerin çalışması için enerji kullanan veri merkezlerine, iletişim ağlarına ve elektronik cihazlara ihtiyaç duyuluyor. Cihaz üretiminde doğal kaynaklar kullanılması, donanımların sık yenilenmesi ve elektronik atıkların artması da çevresel etkiyi büyütebilen unsurlar arasında bulunuyor.

4. Araştırmaya göre aşırı tüketim ve atıklar Z kuşağını ne ölçüde endişelendiriyor?

Küresel ölçekte tüm katılımcıların yüzde 19’u aşırı tüketim ve artan atıklardan endişe duyarken Z kuşağında bu oran yüzde 22’ye yükseliyor.

5. Yeşil veri merkezi ne anlama geliyor?

Yeşil veri merkezi, enerji ve diğer kaynakları daha verimli kullanmayı hedefleyen altyapı ve işletme uygulamalarına odaklanan veri merkezi yaklaşımını ifade ediyor. Sunucu kaynaklarının verimli yönetilmesi ve soğutma sistemlerinin iyileştirilmesi bu alandaki uygulamalara örnek verilebilir.

6. Elektronik atık miktarı nasıl azaltılabilir?

Elektronik atık miktarını azaltmak için cihazların kullanım ömrünü uzatmak, mümkün olduğunda tamir etmek, çalışır durumdaki ürünleri yeniden kullanmak ve kullanım dışı kalan cihazları uygun toplama ve geri dönüşüm noktalarına teslim etmek önem taşıyor. Üreticilerin dayanıklı ve tamir edilebilir ürünler geliştirmesi de bu süreci destekleyebilir.

7. Siber güvenlik çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayabilir mi?

Evet. Siber güvenlik çözümleri, cihazların izinsiz biçimde kaynak tüketmesine yol açabilen kripto madenciliği zararlı yazılımları gibi tehditlerin engellenmesine yardımcı olabilir. Bu sayede gereksiz işlem gücü ve enerji tüketiminin önlenmesine katkı sağlanabilir.

8. Kaspersky araştırması kaç ülkede ve kaç kişiyle gerçekleştirildi?

2026 yılında gerçekleştirilen araştırmaya 18 ülkeden toplam 7 bin 200 katılımcı dahil edildi. Ülkeler arasında Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Malezya, Meksika, Mısır, Rusya, Suudi Arabistan, Tayland, Vietnam, İspanya ve İtalya bulunuyor.

9. Z kuşağının çevresel farkındalığı teknoloji sektörünü değiştirebilir mi?

Z kuşağının tüketici, çalışan ve geleceğin karar vericileri olarak etkisinin artması, çevreye duyarlı ürün ve hizmetlere yönelik beklentileri güçlendirebilir. Ancak sektörün dönüşümü yalnızca tüketici tercihlerine değil, şirketlerin yatırımlarına, ürün tasarımına ve kaynak yönetimi kararlarına da bağlı.

10. Kaspersky’nin sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında nereden bilgi alınabilir?

Kaspersky’nin çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmaları ve ESG raporları hakkında bilgiye şirketin resmî ESG internet sitesinden ulaşılabilir.

Kaynak: Startup Gazetesi

Bir Cevap Yaz

HaberHD Hakkında

avatar

HaberHD

HaberHD'nin editör ekibinde yer almakta, sıcak gelişmeler, ekonomi ve teknoloji alanlarında haber içerikleri üretmektedir. Doğru ve hızlı haberciliği ilke edinmiştir.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *